İncir Kuşları – Sinan Akyüz

Herkese merhaba! Hepinizde her şey yolundadır diye ümit ediyorum. Benim cephede tatlı canavarımın ortaya çıkması dışında bir sorun yok ☺
Uzunca bir süredir Engereğin Gözünü okuyorum ama nedense hala bitiremedim! Üstüne onun 2 katı olan İncir Kuşları’ nı bir çırpıda tükettim☻

İncir Kuşları Bosna Hersek savaşında yaşanan gerçek bir hayat hikayesi. Şu an bulunduğunuz duruma binlerce kez şükredeceğiniz bir kitap! Elinizden düşürmeden 1 günde bitireceğiniz, sanki her şey gözünüzün önünde canlanıyormuş hissine de kapılacağınız bir kitap.

Daha önce yine Bosna savaşıyla ilgili olan Alexandra Cavelius’ un yazdığı Leyla‘ yı okumuştum acayip etkilenmiştim. Hatta bazı yerlerinde ayağa filan kalkamamıştım düştüğüm dehşetten dolayı! O zaman da milyonlarca kez şükretmiştim.

Rabbim bizi savaşla imtihan etmesin hatta hiç kimseyi imtihan etmesin!

Reklamlar

Okunacak Kitaplarrrr

Her halde 3 aydır aynı kitabı okuyorum ama bir türlü bitiremedim. Bu bekleyenlere ne zaman vakit ayıracağım bende merak ediyorum ☺

Mutlu, sağlıklı günleriniz olsun….

Okudum – Tahran’ın Damları

“İranın başkenti Tahranda, on yedi yaşındaki Paşa 1973 yazını en iyi arkadaşı Ahmedle birlikte evinin damında geçirir. Gelecekleri üzerinde konuşur, hayat hakkında yakıcı sorular sorarlarken, bıçak gibi keskin sırlarla ve kabullenilmesi zor gerçeklerle yüzleşirler. Paşayı, İranın devrime yaklaşılan döneminde, Şahın zalimliğiyle yankılanan sokaklarda, çocukluktan yetişkinliğe geçişin, büyümenin sancıları beklemektedir. Şimdi damlar daha karanlık, ama yıldızlar daha parlaktır. Etkileyici ve duygusal olarak güçlü olan bu romanda, Mahbod Seraji hepimizin ortak paylaştığı insani deneyimleri, yani gülümsemeleri, gözyaşlarını, aşkı, korkuyu ve her şeyden öte umudu zihinlere ustalıkla işlerken, aynı zamanda eski Fars kültürünün içinde ateşlenen güzellik ve zalimliği gözler önüne seriyor.” Arka Kapak
—————————————-♥♥♥—————————————-

Beğenerek okuduğum güzel bir kitaptı. Okurken Khaled Hosseini’ nin üslubunu hatırlattı bana. Akıcı ve güzel bir hikayeydi. İran hakkında küçükte olsa bilgi sahibi olmanızı sağlıyor.

Okudum – Kuyucaklı Yusuf + Beden Dili

İş yerinde otururken boş zamanlarımda bir şeyler okuyorum. Bir ara arkadaşımdan bir sürü dijital kitap almıştım. 100 temel eser kapsamında diye Kuyucaklı Yusuf’ tan başladım ama kitabı bir türlü sevemedim.
Tamam sisteme karşı baş kaldırmış, doğruluğundan dürüstlüğünden ödün vermemiş ama ne bilim sarmadı beni! Karakterleri benimseyemedim, hayal kuramadım vs.
Neyse, bütün bu olumsuzluklara rağmen okudum, bitirdim. Muhakkak bana bir katkısı olmuştur…
Benim kitabım ya ilginç bilgilerle öğretici olmalı yada hayal kurdurmalı!

—————————————-♥♥♥—————————————-

Başka bir dijital kitabımda Baki Evkaralı’ nın Beden Diliydi. İlginç tespitleri olan bir kitaptı.

 “İnsan korktuğu zaman, vücut kokusu değişir. Ve tahrik olduğu zaman sevgilinizin tadının da değiştiğini fark edeceksiniz.” 

Nedense bu cümle çok dikkatimi çekti. Uzun süre düşündüm tat nasıl değişir diye ☺ Kitabı okumaya ekstraca zaman ayıramasanız bile şöyle bir tarayıp, göz atmanızda fayda var. Bir şeyler öğrenebilirsiniz!

—————————————-♥♥♥—————————————-

Dijital kitap olayı ne kadar doğrudur/ değildir, orası tartışılır. Ben oralara hiç girmek istemiyorum. Fakat kısaca fikrimi şöyle belirtmek isterim. Herkes okumalı ve bunun maddi/manevi boyutuna bakmamalı! Nerede, neyi gördüysek bence okumalıyız. Okumanın tüketicisi olmalıyız!
Bu sebeple size benimde faydalandığım dijital kitap  kaynağını bildiriyorum ☻
– Hep mi dijital okuyorum?
+ Hayır
-Orjinal kanlı canlı kitabım var mı?
+ Evet, oldukça çook…

Esenliklerrrrrr…

Kitap Koruma Kabı

Çok fazla olmasa da kitap okumaya özen gösteriyorum. Bu ara Zülfü Livaneli’ nin Engereğin Gözü kitabıyla haşır neşirim. 
Genel de kitaplarımı gece okuyorum, tam bir yeri not almam gerekiyor ama ne kalem var ne kağıt, yatağın içinden çıkmak işime gelmiyor. Kim kalkacak, kalem- kağıt alacak, not edecek… Ben bunları yapana kadar hem yatağım soğur hem de not alacağım yeri unuturum. O yüzden her seferinde bu durumu erteliyor-dum ta ki kendi ihtiyacıma yönelik bir kılıf icat edene kadar ☺
Vakko Chocolate ne alaka derseniz, “markalı olsun” istedim 😛 Nasıl olsa ipler benim elimde bu kurdeleden sıkılınca yerine yenisi geçer!

Kitap kabımın içinde kalem, ayraç, not kağıdı gibi yatakta ihtiyacım olan ama benim bi türlü bulamadığım malzemelerim bir arada ☻

Bu durum beni ziyadesiyle memnun etti 🙂

Hz. Muhammed’in Hayatı – Martin LİNGS

Daha önce Hz. Muhammed ile ilgili hiç kitap okumamıştım. Bunu fark ettiğimde hemen kitap araştırmasına girdim ve en çok tavsiye edilenler arasında bu vardı. Çok sevdiğim biride hediye edince okunulması kaçınılmaz oldu. Normalden çok uzun sürede okuyup, bitirdim. Çünkü sahabe isimlerini filan aklımda tutamadım:S kişileri karıştırmamak için dönüp dönüp geriye baktım. 
Siret’te 1.lik ödülü almayı hak eden bir kitap. Eğer Peygamber Efendimizin hayatını okumak isteyen varsa tavsiye edilir.

Son Okuduklarım

Beni Susarken Bölme – Kahraman TAZEOĞLU

… meğer uçuruma yaslanmışım, düşünce anladım.
Her gemide fırtına izi saklıdır. bundandır, kendi gözyaşlarımızda boğulmalarımız..

Seni İçimden Terk Ediyorum – Kahraman TAZEOĞLU

… güncemde eksik adın şimdi yüreğime dipnot.
işin kolayına kaçmadım
uğruna ölmeidm yani
uğruna ölünecek sandığım biri için yaşadım hep
sen bunuda bilmedin
ben bir bakışına bin anlam yükledim
sen aşka kestirmeden gittin
bir hayatın özetini çıkarıp avuçlarıma
şimdi gidiyorsun
git
bana karanlığın ne demek olduğunu öğretmeden 
bütün ışıklarımı söndürüyorsun..
Çöl Çiçeği – Waris Dirie
Okurken defalarca bulunduğum duruma şükrettiğim ve hayatta ne olumsuzluklar olursa olsun, asla pes etmemem gerektiğini bir kez daha anladığım bir kitap. Ayrıca kadın sünnetinden ve Afrikada ki acı gerçeklerden bahsediyor. Bu arada Waris Dirie Somalili bir manken olup, kendi hayatını kaleme aldığı bir kitap bu… Okumayanlar için şiddetle tavsiye edilir..
♥♥♥
Son bir şiirle sizlere geçici bir süreliğine veda ediyorum:)
Biz her şeye, esirgeyen ve bağışlayan, çokça esirgeyen ve çokça bağışlayan, hep esirgeyen ve hep bağışlayan Rabbin adıyla başlayan adamlarız Anna.
Büyücülerin, haramilerin, borsacıların, reklamcıların, korsanların, işgalcilerin, bankacıların elinden kurtulmamız da bundan.
Sanayi devriminde bile, karanlık, rutubetli, çok bağırışlı, çok nefessiz, çok sabahsız, çok aşksız, çok çiçeksiz, çok neşesiz, çok kitapsız bir fabrikada hayatta kaldık sırf bu yüzden.
Piyasaların hınçla dolu iniş çıkışlarına kalbimiz dayanıyor bir şekilde. kalbimiz derken, ilk gençliğimiz, sakalımız, bir kasetin iki yüzüne de ardarda kaydedip dinlediğimiz şarkımız diyorum aslında.
İşte böyle yaşıyoruz ve yaşamak da sana dair uzayıp giden bir özleme dönüşüyor.
İnsaf et Anna!
Gidelim buradan.
Senin masumiyetini, bilgelik zamanlarından kalma sırları, dünyanın bütün sabahlarını yanımıza alıp da gidelim.
Hesap etmeden, haritaya bakmadan gidelim.
Ölelim diyecektim az kalsın. Ölmeyelim hiç ölmeyelim Anna.
Sarılalım diyecektim az kalsın. içimden böyle şeyler de geçiyor işte. sarılalım, dudakların…
Tamam sustum.
Gitmek istemezsen bir şiir miktarı kadar otursak diyorum. şiir kalsın istersen, sadece otursak. Oturmasan da olur benimle,sadece ellerimi tut. ellerimi tutma dilersen sadece yüzüme bak.
Yüzüme bak ama anna, yüzüme bak. gözlerime bak, gözlerimin içine bak.
Gözlerim biraz karanlık. içinde cenkler, ayinler, kesik damarlar, kapıları yumruklayışlar, cipralexler, turgutlar, edipler,sezailer, siyahlar, beyazlar, uykusuzluklar, bitmeyen başağrıları, bildirilerin öfkesi, duvarlara uzun dalmışlıklar var.gözlerim biraz yorgun. içinde bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler…
Bekleyişler Anna. Köylü çocukların parasız yatılı sonuçları mesela. Nişanlısı askerde kızlar, kızı ölüm orucundaki baba, babası tersanede oğul, oğlu şizofren anne.
Hepsini sayamam gerçi, utançlarımda var. ama geçecek hepsi, geçecek. Şifalı gözlerin her şeyi iyi edecek.
Gözlerimin içine bakmaktan korkma Anna.
Sen adımını attığın andan itibaren hira dinginliğine dönüşecek ortalık.
Tarık TUFAN

Uçuş Denemeleri/ İbrahim TENEKECİ

Üst üste kitap postlarıyla gidiyorum bakalım nereye kadar! Bugün durup düşündüm blogumun adını kitapçı olarak mı değiştirsem diye☺ 
Bu arada size çok özel bir kitaptan oldukça çok alıntılar yapacağım. Şuana kadar okuduğum en güzel kitaptı diyebilirim. Kütüphanemde ve başucumda yıllar boyu dursun diye kimselere vermeye kıyamadığım ama hayatımda ki özel insanlara hediye etmekten çekinmediğim şahane bir kitap. Bence bu kitabı size biri hediye ediyorsa siz de, oda çok özelsiniz demektir!
Kitaptan alıntılar:
“Rabbim sen olmasan kimin aklına gelirim ben.”
” Yememek lazım gelir, yüzü olan şeykeri.”
“Ellerim vardı bana bakardı. böyle diyor kolları kopmuş olan.”
“Vitrine bakmasını severiz. İçeriden biri buyrun diyene kadar.”
“İnanıyorum yada öyle umuyorum ki, öldüğüm zaman gözüm arkada kalmayacak. Çünkü gözüme bu fırsatu verecek şeylerden ömrüm boyunca sakındım durdum.”
“Allah’ a bizleri ölümler tedavi ettiği için şükretmeliyiz. Yoksa hepimiz hırs kanseri olurduk.”
“Aşk: Soğuktan eliniz ayağınız uyuşmuş bir halde eve geldiniz. Hemen sobanın yanına sokuldunuz. Isınmak için sobanın yanına sokulduğunuz andan itibaren, her geçen dakika sobadan biraz daha uzaklaşır ve en sonunda odanın, sobaya en uzak köşesine oturursunuz. İlk dakikalarda sizi rahatlatan, huzur veren ateş, yavaş yavaş canınızı sıkmaya başlamıştır. önce üzerinizde ki kazağı çıkarır, sonra evdekilerin bütün itirazlarına rağmen pencereyi hafifçe aralamaya kalkarsınızs. aşk ta böyledir işte.”